paradiso

kurduğumuz düşlerdeki gibi filmler...

terry gilliam

    citizen kane
    seven samurai
    seventh seal
    8 1/2
    2001: a space odyssey
    sherlock jr
    pinocchio
    les enfants du paradis
    one-eyed jacks
    the apartment

    en sevdiği 10 filmdir...
    kaynak: sight&sound magazine
    (12/4/2011 01:15)

sydney pollack

    1 casablanca (curtiz)
    2. citizen kane (welles)
    3. the conformist (bertolucci)
    4. the godfather part ii (coppola)
    5. la grande illusion (renoir)
    6. the leopard (visconti)
    7. once upon a time in america (leone)
    8. raging bull (scorsese)
    9. the seventh seal (bergman)
    10. sunset blvd. (wilder)

    en sevdiği 10 filmdir...
    kaynak: sight&sound magazine
    (12/4/2011 01:14)

steven spielberg

    lawrence of arabia (1962) - d: david lean
    fantasia (1940) - d: walt disney
    citizen kane (1941) - d: orson welles
    it's a wonderful life (1946) - d: frank capra
    2001: a space odyssey (1968) - d: stanley kubrick
    a guy named joe (1947) - d: victor fleming
    war of the worlds (1953) - d: byron haskin and george pal
    psycho (1960) - d: alfred hitchcock
    day for night (1973) - d: françois truffaut
    the godfather (1972) - d: francis ford coppola

    cartouche
    ikiru
    meet me in st. louis (1944)
    the searchers
    seven samurai
    the texas chainsaw massacre (1974)

    en sevdiği filmlerdir...
    kaynak: sight&sound magazine


    (12/4/2011 01:13)

stanley kubrick

    1 vitelloni, i (1953) (aka vitelloni) - d: federico fellini
    2. smultronstället (1957) (aka wild strawberries) - d: ingmar bergman
    3. citizen kane (1941) - d: orson welles
    4. the treasure of the sierra madre (1948) - d: john huston
    5. city lights (1931) - d: charles chaplin
    6. henry v (1944) - d: laurence olivier
    7. la notte (1960) (aka the night) - d: michelangelo antonioni
    8. the bank dick (1940) - d: edward f. cline
    9. roxie hart (1942) - d: william a. wellman
    10. hell's angels (1930) - d: howard hughes

    en sevdiği 10 filmdir...
    kaynak: sight&sound magazine




    (12/4/2011 01:12)

sergio leone

    monsueir verdoux
    modern times
    angels with dirty faces
    duel
    high noon
    the man who shot liberty valance
    shane
    yojimbo
    seven samurai
    the magnificent seven
    the discreet charm of the bourgeouse
    johnny guitar
    the searchers
    the iron horse
    the last sunset

    en sevdiği filmlerdir...
    kaynak: sight&sound magazine
    (12/4/2011 01:11)

sam mendes

    1. citizen kane (welles)
    2. fanny and alexander (bergman)
    3. the godfather part ii (coppola)
    4. the piano (campion)
    5. the red shoes (powell, pressburger)
    6. sunset blvd. (wilder)
    7. 2001: a space odyssey (kubrick)
    8. taxi driver (scorsese)
    9. vertigo (hitchcock)
    10. the wizard of oz (fleming)

    en sevdiği 10 filmdir...
    kaynak: sight&sound magazine
    (12/4/2011 01:10)

roman polanski

    1 citizen kane
    2. odd man out
    3. hamlet (olivier)
    4. 8½
    5. the gold rush
    6. the circus

    en sevdiği filmlerdir...
    kaynak: sight&sound magazine
    (12/4/2011 01:09)

roger corman

    1 battleship potemkin (eisenstein)
    2. citizen kane (welles)
    3. the seventh seal (bergman)
    4. lawrence of arabia (lean)
    5. the godfather (coppola)
    6. the grapes of wrath (ford)
    7. shane (stevens)
    8. on the waterfront (kazan)
    9. star wars (lucas)
    10. the cabinet of dr. caligari (wiene)

    en sevdiği 10 filmdir...
    kaynak: sight & sound magazine
    (12/4/2011 01:08)

robert bresson

    1 the gold rush (chaplin)
    2. city lights (chaplin)
    3. potemkin (eisentein)
    4. brief encounter (lean)
    5. the bicycle thief (de sica)
    6. man of aran (flaherty)
    7. louisiana story (flaherty)

    en sevdiği filmlerdir...
    kaynak: sight&sound magazine




    (12/4/2011 01:07)

pedro almodovar

    1 night of the hunter
    2. la regle du jeu
    3. all about eve
    4. leave her to heaven
    5. north by northwest
    6. out of the past
    7. midnight
    8. some like it hot
    9. touch of evil
    10. senso

    en sevdiği 10 filmdir...
    kaynak: sight&sound magazine
    (12/4/2011 01:06)

quentin tarantino

    1. the good, the bad and the ugly (leone)
    2. rio bravo (hawks)
    3. taxi driver (scorsese)
    4. his girl friday (hawks)
    5. rolling thunder (flynn)
    6. they all laughed (bogdanovich)
    7. the great escape (j. sturges)
    8. carrie (de palma)
    9. coffy (hill)
    10. dazed and confused (linklater)
    11. five fingers of death (chang)
    12. hi diddle diddle (stone)

    en sevdiği 10 filmdir...
    kaynak: sight&sound magazine
    (12/4/2011 01:05)

satoshi kon

dead man s shoes

    ingiliz sinemasının yeni harika çocuklarından shane meadows' un bizim buralarda pek de keşfedilmediğini düşündüğüm önceki filmlerinden...

    bir suç ve ceza öyküsü. özellikle finaliyle oldukça sıradışı. müziklerse kendini internette aratacak kadar lezzetli.
    tabii bir de paddy considine durumu var ki, onu asıl burada izlemelisiniz.

    http://www.imdb.com/title/tt0419677/




    (12/4/2011 00:58)

le samourai

    " samurayın yalnızlığı ancak balta girmemiş ormanlardaki bir kaplanın yalnızlığıyla kıyaslanabilir..."

    filmin hemen başında perdeden akıp giden, yüzyıllardır samuray eğitimlerinin başucu kitabı olan bushido' dan alıntılanan bu cümle aynı zamanda jef costello' yu da en net hâliyle özetler bize. kişiliğinin aynası sayılabilecek yaşam tarzı, işindeki ustalığı ve profesyonelliğiyle diğer meslektaşlarından farklı kalibrede duran, bu yönleriyle sürüden kolaylıkla ayrılabilen - ayırt edilebilen kiralık bir seri katildir jef costello. profesyonelliğinin getirileri işinde en iyi olması ve hiçbir zaman yakalanmayışıdır...

    bu getirilerden biri daha vardır ki o da costello' nun karakterini başka biçimde tanımlar seyircisinin gözünde, bu başyapıtın kahramanını bambaşka bir siyah -beyaz kadraja oturtur; jef costello melankolik bir katildir.
    işi gereği tıpkı balta girmemiş bir ormanmışcasına şehir sokaklarına ait olan costello, bu ormanda varoluşunun soğuk ve sonu gelmez yalnızlığından, yorgunluğundan artık yorulmuş bir katildir. bu yüzden filmin genelinde neredeyse hiç konuşmaz, yüzü hiç gülmez. surat ifadesi, yüzündeki çizgiler o aynı donmuş zamansızlığı, finale dek aynı ifadeyi büyük ustalıkla muhafaza eder...

    melville bununla yetinmez, bir adım daha ileri gider ve biz de daha olağanüstü açılış sekansında bu modern şehir samurayını " bir yalnız insan " olarak tanırız. soluk ve mat renklerde, grafit tonlardaki yorumuyla bu melville filminde jef' in odasıdır açılış sahnesinin mekânı. bu monokrom betimleme, filmin görselliğinin hemen hemen bütününü de tanımlayacaktır.
    kahramanının ruh halini başarıyla yansıtan hikayesini görselleştiren sinematografisiyle ileride " sinema tarihinin gelmiş geçmiş en stilize filmlerinden birisi " olarak da altı kalın bir çizgiyle çizilecektir, le samourai' ın...

    eşyaları, yıllanmış duvarları ve genel atmosferiyle kendisine çoğunlukla yağmurun eşlik ettiği odası da yorgundur ve bir başına bu odada yatakta yatarken, jef' e bir kafes içinde bir kanarya eşlik etmektedir.
    mükemmel bir metafordur aslında bu, ve metaforlar hep edebi olacak diye bir kural yoktur.
    kafesi içinde yalnızlığa mahkûm küçük bir kuş ve tek başına, gidecek başka yeri, yapacak başka bir işi ve bulacak başka bir cevabı olmayan, bu çıkışsız hayatta eli kolu bağlı olan yalnız adam, artık son demlere gelmiştir.
    sigarasından son bir nefes çekerek kalkar, basit sarı bir trençkot ve bir fötr şapkadan oluşan zırhını kuşanır, kapıyı çeker ve ait olduğu yere, sokağa gitmek üzere yola çıkar jef. kendisini başı da sonu da belli yeni bir iş beklemektedir. sonraki adres bir gece kulübü, kurbansa bu kulübün sahibidir...

    her işi öncesinde titizlikle her şeyi planlayan ve işlediği her cinayetten sonra "görünmez" olan jef bu kez zamanlamayı belki de birkaç saniye ile şaşırmış ve bu birkaç saniye, kulüpte piyano çalan valerie tarafından görülmesine yetmiştir.
    costello diğer şüphelilerle birlikte gözaltına alınır. tüm şüpheliler içinde valerie' nin de yeraldığı tanıklarla yüzleştirilir ama bir şekilde jef bu gözaltından yırtar, valerie nedense susmayı seçer. fakat jef kurtulsa bile gözaltına alınması ihanet ettiğinin, içeride konuştuğunun sanılmasına yetecektir.
    bundan sonrası ise "polise öttüğünü "sanan müşterileriyle jef arasında yaşanacak olan adım adım kaçınılmaz, trajik sona doğru melville usulü ilerleyen bir kovalamacaya dönüşecektir.

    jean pierre melville, filmi ve bu kovalamacayı bize sunarken kendinden son derece emindir. bunu bize göstermek için de tüm elementleriyle filmini, deyim yerindeyse izleyenlerin damarlarına yavaş yavaş zerkeder, costello' nun hikâyesinin demlenmesine olanak tanır ve bunları karakter betimlemesinden sinematografisine, ritminden finaline dek büyük bir olgunlukla, stilize tercihlerle gerçekleştirir.
    film bu yapısıyla benzerlerinden ayrılırken, tüm bu özellikleriyle de kendisini diğer tüm intikam filmlerinden farklı kılar. aradaki görünmez fark, le samourai' ın bugün hak ettiği özel yerde durmasını sağlayan en büyük ve görünmez fark belki de budur.

    karizmatik oyun gücü ve olağanüstü yakışıklılığıyla yalnız, yorgun ve melankolik katil jef costello, cool tavırlarının da etkisiyle çok genç bir alain delon' da tam anlamıyla hayat bulur. her şeye rağmen cool durabilen costello karakteri kendisine bambaşka bir yer bulurken sinema tarihinde, alain delon da fransız sinemasının en kaydadeğer "star oyuncu" larından biri olarak meslek hayatının belki de en unutulmaz performansını sunar, bu jean pierre melville başyapıtında seyircilere...

    daha üzerine çok yazılıp çizilebilecek olan, kimbilir daha da neler yazılmış olan ve her şeyden önemlisi, tüm bunlara olanak sağlayabilecek kadar güçlü bir film, söz konusu olan. bir süre önce sözlüğün jean pierre melville' e ait başlığına girdiğim entryde harfi harfine şöyle demiş ve yazmışım:
    " şimdiye dek izlediğim tek melville yapıtı olan le samourai' ı referans alarak gönül rahatlığıyla diyebilirim ki kendisi, döneminin bence kesinlikle stil sahibi ve klas sanatçılarındandı... "

    etkisinden hâlâ kurtulamadığım bu jean pierre melville filmi için nâçizane karalanmış birkaç satırın sonuna gelirken finali belki de şöyle bitirmek en güzeli olacak:
    kara film türünün, erken dönem modern avrupa sinemasındaki belki de en önemli temsilcilerinden birinin imzasını taşıyan, çevrildiği günden bugüne dek ünlü - ünsüz onlarca başka yaratıcıya ilham veren bir kült film oluşu bir yana, bu yönüyle de denebilir ki:

    " benzetildiği kaplanın durumuna eşdeğer olarak yalnızlığı hâlâ süren, sinema bir sanat dalı olmayı sürdürdükçe de bu sıra dışı kaderi değişmeyecek bir jean pierre melville başyapıtının kahramanıdır jef costello... "

    http://www.imdb.com/title/tt0062229/

    ayrıca...
    (bkz: jean pierre melville)







    (11/4/2011 21:43)

boris vian

    l' arrache coeur, nâm-ı diğer yüreksöken' in hemen başında bulunan, çevirmen cemal bali akal imzalı " boris vian ve yürek söken üstüne" başlıklı metinde yer alan şöyle mütevazi(?) bir şiirin de sahibi olan sanatçı...

    kan içinde doğurur bizi analar,
    ve yaşam boyu tutarlar
    etten bir şeride bağlı kıpkırmızı
    büyürüz kafeslerde
    çiğneyerek yaşarız kanlı kanlı
    koparılıp beşiklerin kenarına asılan
    meme parçalarını
    kana bulanmıştır her yanımız
    ve sevmediğimiz için görmeyi bunu,
    dökeriz başkalarının kanını
    tükenecek günün birinde
    özgür kalacağız...

    fransız yazar, müzisyen, sinemacı, etc...

    10 mart 1920'de ville d'avray'da doğar. beş yaşında okuma yazma öğrenir. hayatı boyunca yaşadığı kalp rahatsızlıkları ilk olarak on iki yaşında başlar. yine bu yaşlarda tifoya yakalanır. ilk romanında fransız bürokrasisini eleştirir. 17 yaşında trompetle tanışır. versailles lisesi'nde felsefe ve matematik dallarında çok başarılıdır. 1940'ta michélle leglise ile tanışır, bir yıl sonra evlenirler. 1942 yılında maden mühendisliği dalında üniversite diplomasını alır. bundan sonra "office professionel... du papier et du carton" adlı firmada çalışmaya başlar.
    görevine 1947'de son verilince ,çevirilirle geçinir.1946 yılında en tanınmış üç romanını; günlerin köpüğü (l'ecume des jours) , mezarlarınıza tüküreceğim (j'irai cracher sur vos tombes), pekin'de sonbahar (l'automne a pekin) yazdığında, 26 yaşındadır. jarry'nin patafizik okuluna bağlı bir yazardır.

    mezarlarınıza tüküreceğim adlı kitabını vernon sullivan ismiyle yazdı. romanda amerikalı bir siyahinin erkek kardeşinin linç edilerek öldürülmesini anlatılır. intikamını beyaz kızlara tecavüz ederek alan kahraman anderson'un yakalanıp asılmasıyla son bulur. kitap, 100.000 kopyayı satar, yasaklanmadan önce; 100,000 frankla cezalandırılır.
    yürek söken(l'arrache - coeur)adlı roman en son romanıdır. bundan sonra vian müzikle daha çok ilgilenir. kardeşleri alain vian ve léilo vian ile birlikte fransız caz topluluğu olan claude abadie'ye girer. claude luter ile çalışır.

    jazz hot, jazz news gibi dergilerde modern cazın fransa'da kabul görmesi konusunda yazılar yazmıştır. sadece caz müzikle değil, bertolt brecht'in şiirlerinden uyarlamalar ve rock ile ilgilenmiştir. evliliği 1952'de biter ve 2 yıl sonra i̇sviçre'li dançı ursula kübler'le evlenir.

    1954'te cezayir savaşını ve bir barışseveri konu edinen asker kaçağı (le déserteur) adlı şarkısı büyük yankı uyandırır. binlerce kayıt satılmasına rağmen; fransız vatanseverleri öfkelenir ve şarkı yasaklanır. tiyatro oyunlarında avant-garde tarzla absurd tarzı harmanlar. herkes av (l'équarissage pour tous) olarak bilinen oyunu normandiya çıkarması'nda bir ailenin gülünç evlilik sorunları anlatılır ve savaş zamanı müttefikleri özgür fransızlar tarafından yok edilir.
    imparatorluk kuranlar ya da schmurz (les bâtisseurs d'empire ou le schmurz)adlı oyunda kapitalist bir ailenin, yeni bir apartman dairesine taşınması ve burayı istila etmesi anlatılır. bu oyun, 1962'de ingiltere'de, 1968'de new york'ta ve ölümünden yedi yıl sonra da fransa'da sahnelenir.

    gerçekçiliğe şiddetle karşı çıkan vian, egzistanyalizmi (varoluşçuluk) benimser.
    filmlerde küçük parçaları oynayan, film senaryolarını yazan, le bel age, un amour de pouche ve notre-dame de paris gibi sinema eserlerinde oynayan ve rocco i suoi fratelle gibi filmlerin müziklerinde de katkısı olan vian, 23 haziran 1959 günü mezarlarınıza tüküreceğim adlı romanının film galasında, cinéma marbeuf'da kalp krizi geçirerek kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeder.

    http://www.imdb.com/name/nm0895644/




    (11/4/2011 21:38)

sayfa: 1...-132-133-134-135-136...-152
ff sözlük - 2010 |

arşiv | duyuru | sitemap

sözlük hiçbir kurumla bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir platformdur. sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aiittir. sözlük bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. yazılan yazıların telifi bize ait değildir, çalınız çırpınız ama kaynak gösteriniz.

bilgisayarim.org tarafından geliştirilmiştir.