raskolnikov sendromu  

Kazandakiler
kapan!
  1. adaletsizlik içinde adalet yaratmaya çalışılması, ama vicdan denilen olgunun bunu engellemesidir. adaleti yalnızca güçlüler yaratır, ezilmişler böyle bir girişimde bulunsalar dahi vicdan buna izin vermez.
    örnek;
    en güçlü tanrıdır, adaleti de o yaratır;
    en güçlü devlettir, adaleti de o yaratır;
    gibi...

    raskolnikov sendromu bu bağlamda tam olarak, ezilmişin adaleti kendinde araması ama bulamamasıdır, engelleri aşamamasıdır.

    eğer filmlerinden yada kitaptan yola çıkarak, bir raskolnikov sendromu tanımlaması yaparsanız, bunu sadece suç ve vicdan meselesine indirgeyemezsiniz. işin içine, adalet denilen kavramı da muhakkak katmanız gerekmektedir. dostoyevski de kanımca, suç işleme psikolojisi ve vicdan analizinden çok, adalet nedir? adaleti kim yaratır? sorularına cevap aramıştır.

    ......spoiler......
    örnekleme yapılacaksa da, en güzel örnek (bkz: mustafa hakkında her şey) olmaz, olmamalı. çünkü, mustafa daha küçük bir çocukken, hatırladığım kadarıyla, engelli abisini kıskandığı için onu öldürüyor ve bu vicdan azabı hayatını sarıyor. tam bir örneğini bulmak da zor açıkçası. biraz kasarak, (bkz: beyza'nın kadınları)nda pedofilileri öldüren karakter, yine (bkz: ejder kapanı)nın komiser celali. kasmassanız bunları da örnek olarak vermezsiniz, çünkü bu örneklerin raskolnikovdan farkları, kendilerince adalet yaratmalarıdır, vicdanlarına yenik düşmemeleridir. daha sonra kendilerince, gerçek adalete! esir olmamak için intiharı seçmeleridir.
    .......spoiler......

    ancak ve ancak; raskolnikov sendromunu, dar yorumlarsanız suç işleme psikolojisi ve vicdan kapsamında değerlendirirseniz, (bkz: mustafa hakkında her şey )güzel bir örnek olur. ama bu seferde (bkz: dostoyevski)yi mezarında ters döndürme riski vardır.
    (sosa 10/05/2010 00:01 ~ 11/05/2010 10:26)
  2. aki kaurismaki'nin ikinci filmi rikos ja rangaistus* da işlenmiş olan sendromdur.
    (sudokumadokunma 10/05/2010 03:50 ~ 10/05/2010 03:51)
  3. raskolnikov'un ruh hali bir sendromu fazlasıyla aşar. kendi çözümünü de içinde barındırır. bunu bilmesine rağmen bu çözüme ulaşamamak, ya da ulaşmamak çektiği azabı iki kat arttırır.. katherina ivanova da buna benzer bir acı çeker; svidrigaylov da, diğerleri de.. çünkü hepsi, acıların en büyüğünü çeken dostoyevski'nin kaleminden çıkmışlardır.. onları benzer yapan çektikleri acılardır.. bambaşka insanlar "tek"liğe doğru bilmeden de olsa ilerlerler..

    "…..Uzun süre ilerilere doğru bakarak orada durdu, bu noktayı çok iyi biliyordu. Üniversitedeki derslerine giderken, daha çok evine dönerken, genellikle burada dururdu (bunu yüzlerce defa yapmış olmalıydı), tam bu noktada, bu gerçekten şahane manzaraya bakardı ve içinde uyanan belirsiz, gizemli duyguyu merak etmekten kendini alamazdı. Bu şahane manzara yüreğinde hep garip bir hüzün uyandırırdı, bu muhteşem görünüş onu boş bir umutsuzlukla doldururdu. Bu sıkıntılı ve kötücül etkilenimi hep merak etmişti, ama bu gize çözüm bulma yeteneğine güveni olmadığı için hep ilerde bir güne ertelemişti."


    Suç Ve Ceza – F. DOSTOYEVSKI Syf: 160 – 161 Oda Yayınları Mayıs 1989 Türkçesi: Güler Dikmen
    (hegel 22/09/2010 12:51 ~ 22/09/2010 13:23)

ff sözlük - 2010 |

arşiv | duyuru | sitemap

sözlük hiçbir kurumla bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir platformdur. sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aiittir. sözlük bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. yazılan yazıların telifi bize ait değildir, çalınız çırpınız ama kaynak gösteriniz.

bilgisayarim.org tarafından geliştirilmiştir.